Değişim Yönetimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Değişim Yönetimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ağustos 2017 Pazartesi

ŞİRKETLERDE Kİ SİNSİ DÜŞMAN “KURUMSALLIK KARŞITI” YAPIDAN NASIL KURTULURUZ?









Şirketler açısından kurumsallaşma, uzun çalışmalar gerektiren ve kalıcı olması zaman alan oldukça zor bir konudur. Sistematik hareket edilmediği zaman, şirketimize emek ve para anlamında yarardan çok zarar getirebilir. Üstelik bu durum, süreçler ve işler devam ederken, günlük iş kaygıları nedeniyle fark edilmeden sinsice şirketin çöküşüne, güç kaybetmesine ve hatta batışına bile neden olabilir. Nitekim tekstil, otomotiv yan sanayi, metal işleme, turizm, dayanıklı tüketim malzemeleri üretimi gibi sektörlerde faaliyet gösteren veya göstermiş birçok şirketin kurumsallık karşıtı yapıdan çöküşe doğru ilerlediğini veya iflas ettiğini görüyoruz. Bu haberleri kolaylıkla basında da inceleyebiliriz.

Bu bağlamda şirketler, kendi yapılarına uygun, kültürel birikimlerini yansıtan, çalışanlarıyla, patronlarıyla, sektörüyle bir bütün oluşturabilecek yapıyı tesis etmeleri ve tesis edilen bu yapıyı, belli kurallar ve sistem içinde yönetebilmeleri gerekir. Her işletme ve kurum kurumsallaşmayı kendine göre yorumladığı için farklı bakış açıları ve kafa karışılığı oluşmaktadır.  Buradan hareketle Türev Yönetim Danışmanlığı uzman danışmanlarının geliştirdiği kurumsallaşmanın 7 adımını sizler için aktarmayı uygun gördük: 

Biçimselleşme: Firma içi faaliyetlerin ve ilişkilerin, yazılı olarak tarif edilmesi ve bunların kural haline dönüştürülmesi. Firma içinde konusunda profesyonel olmasa bile başka işlerle ilgilenerek gereken performansın alınmasını engelleyen yönetici- çalışanların kendi işlerinde uzman oldukları konular belirlenerek o alanlarda ilerlemeleri gerektiği belirlenmeli ve ifade edilmelidir.

Profesyonelleşme: Teknik bilgi, insan ilişkileri ve kişisel yetkinlik bakımında şirket içinde hissedarlar, yöneticiler, beyaz yaka ve mavi yaka çalışanlar bir bütün olarak en üst düzeye taşınması olarak ifade edebiliriz.  Eğitimli, deneyimli, yetenekli yönetim kadrosu oluşturma ve firmayı profesyonelce yönetme. Kişiye göre işi verme değil, işe göre kişi belirleyip işe alımı gerçekleştirme olmalıdır. ‘Ne iş yaparsın mantığından ziyade bu alanda uzman mısın’ mantığına göre iş alımları gerçekleşmeli. Çünkü işlerin fonksiyonel olarak ilerleyebilmesi için alanlarında uzman kadrolarla çalışılmalıdır.

Güçlü Bir Kurum Kültürüne Sahip Olma: Firmanın kurum kültürünün, tüm firma çalışanları tarafından tam olarak kabullenilmiş olması ve çalışanların buna göre hareket etmesi. Şirket içinde bir sinerji ve uyum sağlayabilmek için bir kurum kültürü belirlenmeli ve çalışanlara bunu iyi bir şekilde anlatarak çalışanlardan buna uygun davranması gerektiğinin belirtilmesi gerekir.

Dış Çevreye Uyum Sağlama: Firmanın, kamu kurumları, meslek kuruluşları, ortaklar, müşteriler gibi pay ve menfaat sahiplerinden gelen kurumsallaşma beklentilerine ve değişimlere uyum sağlaması. Firmanın öğrenen organizasyon olması gerekir, çevresinde bulunan her birimden gelen mesajları iyi yorumlayıp ona göre yol çizmelidir. Yoksa Nokia’da olduğu bir anda silinip gidecektir.

Sosyal Sorumlulukları Yerine Getirme: Toplum yararı içinde faaliyetlerde bulunma. Firmanın yaşadığı çevreye ve topluma belli sorumlulukları vardır ve onları yerine getirmesi gerekmektedir. Sosyal sorumluluk firma geleceği ve itibar noktasında çok önemlidir. Sosyal sorumluluktan uzak bir firma toplumun bu konuda ki beklentilerini karşılayamayacak ve belli bir süre sonra ölüp gidecektir.

Şeffaf ve Hesap Verebilir Olma: Firmanın faaliyetleri ile ilgili pay ve menfaat sahiplerine karşı açıklayıcı(saydam ve ya şeffaf) olması her türlü faaliyetin hesabının kolayca verilebilmesi. Ne kadar faaliyetlerinizde şeffaf olabilirseniz toplum tarafından gelecek baskıları ve saldırıları  kanıtlarla beraber ve hesap verebilir olarak rahatlıkla karşılayabilirsiniz.

Görüleceği için kurumsallaşma artık günümüz iş dünyasında özellikle hızlı büyüyen şirketler ve aile şirketleri için olmazsa olmazlardan olmuştur. İş yapış şeklinize göre, hedeflerinize ve rakiplerinize göre kurumsallaşma çalışmaları içine girilmelidir. Çünkü kurumsallaşma algısı çok geniş kapsamlı bir algı ve işletmenizi baştan aşağı değiştirip, daha işler hale getirerek, elde ki imkanları daha efektif kullanmayı sağlayan ve başında bir patron olmadan artık kendi kendine işlemesini sağlamaktadır. 

Kurumsallaşma yolunda başarı dileklerimizle…

Türev Yönetim Danışmanlığı Ltd.Şti.
www.turev.com.tr
turev@turev.com.tr 


9 Haziran 2012 Cumartesi



DEĞİŞİMLERE KARŞI OLUŞAN DİRENÇLERİ OLUMLUYA ÇEVİREBİLME TEKNİKLERİ


Şirket genelinde yapılan köklü değişimler her zaman için önemli dirençleri ve refleksleri beraberinde getirir. Örneğin daha önce yazılı kuralların, kullanılan formların, görev tanımlamalarının, organizasyon şemasının olmadığı bir şirketin kurumsallaşmaya çalıştığını düşünelim. Bu uzun soluklu süreçte birçok uygulama, alışkanlıklar ve sistem eskisine göre köklü olarak değişecektir. Bu da beraberinde dedikoduyu, değişime dirençleri, alışkanlıklardan vazgeçmeme davranışlarını beraberinde getirecektir. Bu psikoloji etkin bir şekilde yönetilemediği zaman sonuçlar eskisinden kötüye gidebilir. Ayrıca kurulan herhangi bir sistem (ki dünyanın en iyi sistemi dahi olsa) uygulamaya geçemediği zaman başarısız olur.

Patronlar, girişimciler, orta veya üst düzey yöneticiler olarak değişime ve değişim fikrine karşı oluşabilecek dirençleri ve refleksleri olumluya çevirebilmek ve onu etkin olarak yönetebilmek için şu hususlara dikkat edebiliriz:
  1. Değişim kararı alınmadan önce ne kadar geniş bir katılımın onayı alınırsa projenin hayata geçmesi o kadar hızlı olacaktır. Bunun için gündem oluşturulmalı.
  2. Değişimi yaşayacak kişilerin önem verdikleri değerlere uyumlu veya en azından paralel olacak şekilde bir değişim projesi tasarlamaya ve uygulamaya dikkat etmeli.
  3. Şirketin üst yönetimi, değişim projesini istekle ve içtenlikle desteklediğini göstermeli ve çalışanlara bunu hissettirmeli.
  4. Yöneticiler tutarlı olmalı.
  5. Değişim sürecinde adil olmaya dikkat etmeli.
  6. Değişim çalışması sürerken yapılan çalışmalar ve yapılacaklar ile ilgili tüm çalışanlara periyodik olarak özet bilgiler aktarılmalı.
  7. Değişmeyi uzun vadede mevcut yükleri arttırıcı olarak değil, bilakis azaltıcı olarak görmelerini sağlayabilmeli.
  8. Yeni proje ile katılanların ilgisini çekecek yeni deneyimleri (yaşantılar) adım adım sunmalı.
  9. Süreç içinde değişim sürecindeki gelişmeler taraflara somut verilerle anlatılmalı.
  10. Çalışanların özgürlüklerinin ve güvenliklerinin tehdit edilmediği onlara hissettirilmeli.
  11. Öneriler ve fikirler daha fazla önemsenmeli.
  12. Oluşan itirazlar ve dirençler büyümeden tespit edilip ikna etmeye yönelik diyaloglar kurulmalı.
  13. Güven ortamı yaratılmalı.
Tabi bu tavsiyeler değişimi etkin olarak yönetme isteği ve yaklaşımı ile alakalıdır. Eğer ki konuya “ben değişiyorum, onlar isteseler de istemeseler de uyacaklar” yaklaşımı ile bakılacaksa bu tavsiyelerin yöneticilere faydası olmayacaktır. Kaldı ki böyle bir yaklaşımda kişiler işten çıkarılma korkusuyla söylenen yeni çalışmaları zorunlu olarak yapacak ama bu durumda verimli çalışma, karlı çalışma ve sistemin kalıcılığı noktası tartışmaya açık olacaktır.

Kurumsallaşma eğiliminde olan şirketlerin yaşadığı en büyük sorunlardan bir tanesi, değişime karşı direnç gösteren yönetici ve çalışanlardır. Değişimlere karşı oluşan dirençler olumluya çevrilemediği sürece şirketlerin kurumsallaşma çalışmaları önünde her zaman engel olarak duracaklardır. Çünkü yapılan uygulamalar, tarif edilen sistemler uygulamaya bu kişiler tarafından geçirilmeyecek veya kısmen geçirilecektir.

Bu çerçevede, toplam 402 şirkete danışmanlık hizmeti vermiş olan Türev Danışmanlık Grup Başkanı ve alanında tanınmış Stratejik Yapılandırma Danışmanlarından olan Bülent Orta’nın önerilerini sizlerle paylaştık. Kurumsallaşıyorum blogunun siz değerli izleyicilerine faydalı olması dileğiyle…